01 Ocak 2010
ŞARKI
ŞARKI
Ş imal yıldızı gibi gözlerimde bir ışık gecenin mavisinde
A y şimdi en görkemli saatinde arasında sislerin
R otasız gezegenler mi şaşıran yönlerini
K ulağımdaki ezgisi mi büyüyen bir evrenin
I lık dokunuşunu bırakırken tenime yaşamın sevinçleri
bahçesini özleyen kız
*****************************************************
MIZIKA
Karlı gecelerde küçük istasyonlarda
Düdük çalan trenlere bayılıyorum
Tül perdeler ardında kadınlar gülüyor
Tutup pencerelere tırmanıyorum
Bir şiir söylüyorum sonra bir şarkı
Sonra oturup ağlıyorum
Sonra bir güzel çiçeklenip
Sokaklarda mızıka çalıyorum
Bu kente her gece yağmur yağıyor
Ve ben her gece yeniden ölüyorum
Bu tren oraya gidecek gizlemeyin
Ne derseniz deyin ben biniyorum.
ATAOL BEHRAMOĞLU
31 Aralık 2009
MÜZİK
Müzik geceyi geceyi
Geliyor, aç pencereyi,
Sersin odana duyu,
Uğultulu halıyı,
O doğup büyüdüğü
İnansal doğayı.
Yürüsün eleyi eleyi
Seviler, buğu-buğu,
Gönlü, anıyı, belleği,
Oğsun duyuyu.
Ne sıcak anlatır seslenmeyi;
Yumuşacık sen demeyi.
Isıtır yorganı, sözü, perdeyi.
Işıtır en karanlık odayı,
Açar kilidi, açıyı, kapıyı,
Kaynatır donmuş suyu,
Doldurur boş tencereyi
Çeker sürgüyü,
Çözer bir-bir her düğmeyi.
Ballandırır peyniri, ekmeği,
Unutturur tabancayı, bıçağı,
Süsler masayı,
Ölümsüz kılar çerçeveyi,
Açar sevilere yatağı
Yeğ kılar saklamaya söylemeyi
Fısıldar sevmeyi, sevilmeyi
Müzik donatır yeri göğü.
ÖZDEMİR ASAF
Umut yaprakları
Öyle bir ilkyaz ol ki korkut yaprakları,
Öyle bir son yaz ol ki tut yaprakları,
Sararıp dökülürken güz rüzgârlarında
Ardında savrulsunlar, unut yaprakları.
Sevinçlerinde onlar vardı, hüzünlerinde onlar
Seninle yeşerdiler, seninle soldular..
Olsunlar senden sonra da umut yaprakları.
Özdemir Asaf
30 Aralık 2009
26 Aralık 2009
şiir...
Gök kuşağının yedi rengini çocuk gülüşlerinde aramaktır.
Sabahımıza umut olan bir dostun büyülü sözleriyle sevgi okyanusunda mavi yolculuğa çıkmaktır.
Şiir,
Kâğıtla kalemin son valsidir.
Duygular senfonisidir.
Ve karışmak,
Gecenin koynundaki masum yalnızlığımızdan çıkıp, gizli güzelliklerin insan kokan kaynağına...
Hayat denen kristal küreyi parçalayıp her gün biraz daha kendimizi yok ederek...
Ve bitmeyen bir umudun, bir sevdanın serüveninde "gece bitmesin" diye düşünürken akşamın hüznüne karışmış bir gecede gözlerimizle noktaladığımız son cümlelerdir...
bahçesini özleyen kız
Sabahımıza umut olan bir dostun büyülü sözleriyle sevgi okyanusunda mavi yolculuğa çıkmaktır.
Şiir,
Kâğıtla kalemin son valsidir.
Duygular senfonisidir.
Ve karışmak,
Gecenin koynundaki masum yalnızlığımızdan çıkıp, gizli güzelliklerin insan kokan kaynağına...
Hayat denen kristal küreyi parçalayıp her gün biraz daha kendimizi yok ederek...
Ve bitmeyen bir umudun, bir sevdanın serüveninde "gece bitmesin" diye düşünürken akşamın hüznüne karışmış bir gecede gözlerimizle noktaladığımız son cümlelerdir...
bahçesini özleyen kız
25 Aralık 2009
her sabah bir güneş gülümser ufuktan ve her akşam bir güneş yeniden doğar, aydınlatır gecelerinizi...
25 Kasım 2009
21 Kasım 2009
18 Kasım 2009
12 Kasım 2009
10 Kasım 2009
ATATÜRK'ÜN SEVDİĞİ ŞARKILAR
BÜLBÜLÜM ALTIN KAFESTE
Bülbülüm altın kafeste
Öter aheste aheste
Ötme bülbül yarim haste
Ah neyleyim şu gönlüme
Hasret kaldım sevdiğime
Ben sana dayanamam yarim ben sana aldanamam
Ben sana dayanamam yarim ben sana katlanamam
Bülbülleri har ağlatır
Aşıkları yar ağlatır
Ben feleğe neylemişim
Beni her bahar ağlatır
SENDEKİ KAŞLAR
Sendeki kaşlar bende de olaydı vay
Sendeki kaşlar bende de olaydı vay
Kaşları senden rastığı benden
Ela gözlü küçük hanım da
Ayrılamam ben senden
Sendeki gözler bende de olaydı vay
Gözleri senden sürmesi benden
Ela gözlü küçük hanım da
Ayrılamam ben senden
Sendeki saçlar bende de olaydı vay
Saçları senden tarağı benden
Ela gözlü küçük hanım da
Ayrılamam ben senden
FİNCANI TAŞTAN OYARLAR
Fincanı taştan oyarlar balam oyarlar
İçine bade koyarlar
Sen bize gelme duyarlar balam duyarlar
Sen kimin canısın canı
Sen yine doldur fincanı
Fincanı rafa dizerler balam dizerler
İçine bade süzerler
Sen bize gelme sezerler balam sezerler
Sen kimin canısın canı
Sen yine doldur fincanı
Fincanın dibi düz olur balam düz olur
Sen bize geleme söz olur
Bir kadeh bade az olur balam az olur
Sen kimin canısın canı
Sen yine doldur fincanı
MAYADAĞDAN KALKAN KAZLAR
Maya dağdan kalkan kazlar
Al topuklu beyaz kızlar
Yarimin yüreği sızlar
Eğlenemem aldanamam
Ben bu yerlerde duramam
Vardar ovası Vardar ovası
Kazanamadım sıla parası
Mayadağ’ın yıldızıyım
Ben annemin bir kızıyım
Efendimin sağ gözüyüm
Eğlenemem aldanamam
Ben bu yerlerde duramam
Vardar ovası Vardar ovası
Kazanamadım sıla parası
GÖRMEK
Einstein, izafiyet teorisinden bahsederken, yeni buluşları daima şüphe ile karşılayan bir dinleyici:
"Anlayışım ve mantığım, görmediğim şeyleri asla kabul etmez" demiş.
Einstein gayet sakin bir şekilde şu cevabı vermiş:
"Sözlerinize bir diyeceğim yok efendim. Ama siz de, anlayışınızla mantığınızı şu masanın üzerine koyun da, onlara sahip olup olmadığınızı anlayalım."
"Anlayışım ve mantığım, görmediğim şeyleri asla kabul etmez" demiş.
Einstein gayet sakin bir şekilde şu cevabı vermiş:
"Sözlerinize bir diyeceğim yok efendim. Ama siz de, anlayışınızla mantığınızı şu masanın üzerine koyun da, onlara sahip olup olmadığınızı anlayalım."
09 Kasım 2009
bir şarkı...
Bir kızıl goncaya benzer dudağın
Açılan tek gülüsün sen bu bağın
Kurulur kalplere sevgi otağın
Kimbilir hangi gönüldür durağın
Açılan tek gülüsün sen bu bağın
Kurulur kalplere sevgi otağın
Kimbilir hangi gönüldür durağın
Kimi ateş ile yaktın beni der
Kimi billur yanağından söz eder
Kimbilir hangi gönüldür durağın
***pembe hayaller*******************************************
*************************************************************************
**********************************************************************************
SERENAD
Sen benim derimden çok daha benimsin. Seni ararken
İçimde, damarlarımda, kanımda, ışıkla örülmüş
Gizemli dokularımda sendin bulduğum. Sanki kandın sen
Taştın, azıktın.
Bense dışında kaldım aklın, çılgınlığın, giysilerin,
Eski bir karanlık ve ormanlar soyundan geliyorum,
Ama tıpkı bir kuyudaymış gibi iki büklüm girip
Kör bir adam gibi el yordamıyla
Yolumu bulmaya çalışırken topraklarımda,
Adımlarıma yön verecek parmaklıklar yoksa da
Vardır senin gülünün büyümesi evimde
İçimde büyümeyi sürdürüyorsun,
Köklerin çok derinde
Yapraklarında parmak uçlarımı yakmadan
Gözlerine dokunmam olanaksız
Susuzluğumda bedeninin yangınları tutuşur
Kurar yüzünün yaprakları yokluğunu
"Kim var orada, kim var orada?" diye sorarım
sanki gecenin
Geç saatlerinde
Birisi kapımı çalmış gibi
Bir de bakarım ki boşluğun ortasında rüzgârdan başka bir şey yoktur
Sulardan, ağaçlardan, gündüzleyin yaktığımız
Ateşlerden sönmeye yüz tutmuş
Sanki hiçbirşey yokmuş da
Var olan her şey oradaymış gibi
Adsız, yaşam gibi belirsiz
Filizlenen bitkiler ve çamur gibi bulanık,
Gözlerimi kapar kapamaz uyanırsın canevimde
Ben toprağa uzanınca doğarsın uçuşan tozlar gibi,
Yatağını aşındıran nehir
Birbirine dolanmış çıplak ağaç köklerini koruyarak büyürse
Sen de onlar gibi büyürsün bende
Pablo Neruda
01 Kasım 2009
Bir çiçek istiyorum, ben bakmadan solacak;
Bir kanat istiyorum, beni yerden alacak;
Bir güneş istiyorum, gece bende kalacak...
Behçet Kemal Çağlar
31 Ekim 2009
HAİKULAR
Hiçbirşey olmamış gibi
durur gök
o ince çizgi gidince.
***
Aysız akşamlara doğru
günboyu, öyle susarsınız.
***
Deniz de durdu:
dalgalar artık bilmiyor
nereden, o.
***
Kapanan güneşin altında
dipleri kara bulutlar;
Güz.
***
Yeni bir sayfa
ancak bir eskisi dolunca
açılır.
***
Deniz pırıltı dolu
ama içim sessiz, ıssız -
yoksun...
ORUÇ ARUOBA
BENİM SEVGİM
Benim sevgim
benim seni sevişim
bu odaya sığar mı sanıyorsum?
Öyle sanıyorsan eğer
aldanıyorsun.
Çık o odadan
şehirden de çık
ülkeden,
dünyadan,
çık, çık.
Yüksel göklere
ve oradan bak sevgime.
Ta kirpiklerimde göreceksin
seni nasıl sevdiğimi
ve sırf bu nedenle
göklere
yanına geldiğimi.
Müjdat Gezen
26 Ekim 2009
25 Ekim 2009
Merhaba yeni gelen gün
Gökyüzünde beliren aydınlık
Denize çivit mavisi
Merhaba yaşama gücüm.
Sabahattin Kudret Aksal
uykuya dalmak değil, hayallere dalmak...
Çıtır çıtır ses çıkartarak yanan bir sobanın üzerindeki sıcacık bir çayın verdiği mutluluktan söz etmek ne
kadar güzel!
Hele ki bu muhabbeti çok sevdiğiniz bir dostunuzla, arkadaşınızla yapıyorsanız...
bahçesini özleyen kız
20 Ekim 2009
Mutluluğu: "Her yeni günün ışıltısını ve umut dolu yarınlarını düşleyerek, sevdiklerimizin sevgisini tanıyarak, tüm insanların sevgi ve dostluğunu hissederek attığımız her adımın, başarımıza bir armağan olarak beynimize ve yüreğimize geri dönüşümü" diye tanımlıyorum.
Yaşamı besleyen sevgimiz olduğu sürece, yağmurdan sonraki bereketli toprak kokusunu farklı bakışlarda ama yürekli, her seferinde hissedeceğimiz kesin...
bahçesini özleyen kız
14 Ekim 2009
ADIM SONBAHAR
nasıl iş bu
her yanına çiçek yağmış
erik ağacının
ışık içinde yüzüyor
neresinden baksan
gözlerin kamaşır
oysa ben akşam olmuşum
yapraklarım dökülüyor
usul usul
adım sonbahar
attila ilhan
her yanına çiçek yağmış
erik ağacının
ışık içinde yüzüyor
neresinden baksan
gözlerin kamaşır
oysa ben akşam olmuşum
yapraklarım dökülüyor
usul usul
adım sonbahar
attila ilhan
11 Ekim 2009
adımla nasıl berabersem
hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların
bir dakika bile çıkmıyorsun aklımdan
koşar gibi yürüyüşün
karanlıkta bir ışık gibi aydınlık gülüşün
hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların
uzak uzak yıldızlarla çevrilmiş kainatın
karanlık boşluklarında akıp giderken zaman
adımla nasıl berabersem öylece beraberiz
seninle her saat seninle her dakika seninle her saniye
gönlümüz mutluluğa inanmış olmanın gururuyla rahat
koltuğumuzun altında birer dinamit gibi kellemiz
ve sonra her zaman her ölümlüye
aynı şartlar altında kısmet olmıyan
gerçekleri görmenin aydınlığı alınlarımızda
hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların
sen bana kalbim kadar elim kadar yakınsın
ATTİLA İLHAN
10 Ekim 2009
Başarılı Gençler
Beethoven, ilk eserini 13 yaşında iken besteledi.
Klasik Batı müziğinin önde gelen isimlerinden Wolfgang Amadeus Mozart, konser vermeye başladığında sadece 6 yaşındaydı. "Saraydan Kız Kaçırma" adlı ünlü bestesini ise 25 yaşında tamamladı.
Makedonya Kralı Büyük İskender, Gordion Savaşı'nı kazandığında 17 yaşındaydı.
Isaac Newton, yerçekimi kanununu keşfettiği zaman 24 yaşındaydı.
Sultan İkinci Mehmet, kendisine Fatih unvanını kazandıran, yeni bir çağın başlamasına neden olan İstanbul'un keşfini gerçekleştirdiğinde 21 yaşında bulunuyordu.
Klasik Batı müziğinin önde gelen isimlerinden Wolfgang Amadeus Mozart, konser vermeye başladığında sadece 6 yaşındaydı. "Saraydan Kız Kaçırma" adlı ünlü bestesini ise 25 yaşında tamamladı.
Makedonya Kralı Büyük İskender, Gordion Savaşı'nı kazandığında 17 yaşındaydı.
Isaac Newton, yerçekimi kanununu keşfettiği zaman 24 yaşındaydı.
Sultan İkinci Mehmet, kendisine Fatih unvanını kazandıran, yeni bir çağın başlamasına neden olan İstanbul'un keşfini gerçekleştirdiğinde 21 yaşında bulunuyordu.
09 Ekim 2009
06 Ekim 2009
İSTANBUL'U DİNLİYORUM
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı
Önce hafiften bir rüzgar esiyor;
Yavaş yavaş sallanıyor
Yapraklar ağaçlarda;
Uzaklarda, çok uzaklarda,
Sucuların hiç durmayan çıngırakları
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.
***
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Kuşlar geçiyor, derken;
Yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık.
Ağlar çekiliyor dalyanlarda;
Bir kadının suya değiyor ayakları;
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.
***
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Serin serin Kapalıçarşı
Cıvıl cıvıl Mahmutpaşa
Güvercin dolu avlular
Çekiç sesleri geliyor doklardan
Güzelim bahar rüzgarında ter kokuları;
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.
***
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Başımda eski alemlerin sarhoşluğu
Loş kayıkhaneleriyle bir yalı;
Dinmiş lodosların uğultusu içinde
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.
***
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Bir yosma geçiyor kaldırımdan;
Küfürler, şarkılar, türküler, laf atmalar.
Bir şey düşüyor elinden yere;
Bir gül olmalı;
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.
***
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Bir kuş çırpınıyor eteklerinde;
Alnın sıcak mı, değil mi, biliyorum;
Dudakların ıslak mı, değil mi, biliyorum;
Beyaz bir ay doğuyor fıstıkların arkasından
Kalbinin vuruşundan anlıyorum;
İstanbul'u dinliyorum.
Orhan Veli Kanık
30 Eylül 2009
29 Eylül 2009
Bu öykü HERKES, HERHANGİ BİRİ ve HİÇ KİMSE adlarında dört kişi ile ilgilidir.
Yapılması gereken önemli bir iş vardı ve herkes bu işi BİRİSİ'nin yapacağından emindi.
BİRİSİ bu duruma çok sinirlendi.
HERKES işi HERHANGİ BİRİ'nin yapabileceğini düşünüyordu.
Fakat HERKES'in o işi yapamayacağını HİÇ KİMSE anlamamıştı.
Sonuçta HERHANGİ BİRİ'nin yapabileceği bu işi HİÇ KİMSE yapmadığından HERKES, BİRİSİNİ suçladı.
Yiba Glass
Yapılması gereken önemli bir iş vardı ve herkes bu işi BİRİSİ'nin yapacağından emindi.
BİRİSİ bu duruma çok sinirlendi.
HERKES işi HERHANGİ BİRİ'nin yapabileceğini düşünüyordu.
Fakat HERKES'in o işi yapamayacağını HİÇ KİMSE anlamamıştı.
Sonuçta HERHANGİ BİRİ'nin yapabileceği bu işi HİÇ KİMSE yapmadığından HERKES, BİRİSİNİ suçladı.
Yiba Glass
28 Eylül 2009
prensesim büyüdü ve gitti...
bir parçam değildigözyaşlarım değildi
yüreğim değildi
bedenimdi / ayrılırken
sende kalan...
alışırım belki zamanla yokluğuna
nelere alışmıyor ki insan...
bahçesini özleyen kız
18 Eylül 2009
Piyanisti vurmayın lütfen
Amerika'nın Colorado eyaletinde 19.yüzyılda madencilerin gittiği bir dans salonunda şu tabela asılıymış:
"Piyanisti vurmayın lütfen, o elinden geleni yapıyor."
"Piyanisti vurmayın lütfen, o elinden geleni yapıyor."
Ahmet Hamdi Tanpınar'dan...
Ne içindeyim zamanın
Ne de büsbütün dışında
Yekpâre, geniş bir anın
Parçalanmaz akışında
17 Eylül 2009
16 Eylül 2009
02 Eylül 2009
konuşan fotoğraflar...

*****************************************
******************************************************************
*********************************************************************************
****************************************************************************************
*************************************
*************************************************************************************************************************************************************************
*************************************
****************************
*******************
30 Ağustos 2009
DÜŞÜNCELER
*Durmaksızın yürüyorum bu kıyılarda,
kumla köpüğün arasında.
Yükselen deniz ayak izlerimi silecek,
rüzgar köpüğü önüne katacak,
ama denizle kıyı daima kalacak.
kumla köpüğün arasında.
Yükselen deniz ayak izlerimi silecek,
rüzgar köpüğü önüne katacak,
ama denizle kıyı daima kalacak.
*Anımsamak bir tür buluşmadır.
Unutmak ise bir tür özgürlük.
*Arkadaşlık her zaman için
tatlı bir sorumluluktur,
asla bir fırsat değil.
*Dünya kuruldu kurulalı bilinir: Aşk, derinliğinin farkına, ancak ayrılık saati gelip çattığında varır.
*Zihnimiz bir süngerdir,
yüreğimizse bir nehir.
Çoğumuzun akmak yerine,
sünger gibi emmeyi seçmesi ne garip!
*Yalnızca sevgi ve ölüm
her şeyi değiştirebilir.'
*Sahip olduklarınızdan verdiğinizde çok az şey vermiş olursunuz. Gerçek veriş kendinizden vermektir.
her şeyi değiştirebilir.'
*Sahip olduklarınızdan verdiğinizde çok az şey vermiş olursunuz. Gerçek veriş kendinizden vermektir.
*Şiir bir düşüncenin ifadesi değildir.
O, kanayan bir yaradan
veya gülümseyen bir ağızdan
yükselen bir şarkıdır..
Halil Cibran
29 Ağustos 2009

-Dünyayı değiştirmek isteriz hepimiz. Savaşların sona erdiği, yoksulluğun, işsizliğin, açlığın, kötülüğün, haksızlığın olmadığı bir dünya düşleriz.-
Olası birçok değişimlerin önünü açabilecek NANOTEKNOLOJİ ile tanışmışken insanlık,
Merak ediyorum,
Küresel anlamda yepyeni bir sisteme gereksinim duyulduğu baz alınıp, diğer teknolojilerle birleştirilerek insanların yaşam satndartlarını yükseltmek adına ciddi anlamda yapılacak/n çalışmalar dünya'yı düşlediğimiz düzeye getirebilir mi?
Yaratıcılık ve üretim ile topluma sağlanan katkı, beyin gücü ile birleştiğinde dünya'yı kurtarabilecek mi?
Şansımız ne kadar?
Salt bilim adamlarının ya da kendisini insanlığa adamış kişilerin göreviymiş gibi düşünmekten vazgeçip üretmeye başladığımızda sanırım.
Toplumsal ölebilmeyi öğrendiğimizde...
bahçesini özleyen kız
*...ve sonunda yenik düştü bulutlar yağmura
*...ve yavaş yavaş uyanırken şehir
ama hâlâ uyuyorken insanlar
*...ve yarın
yarın güneş doğacak mı acaba
bahçesini özleyen kız
28 Ağustos 2009
yağmurda vals

birdenbire bir ses düştü odana,.........
çisil çisil / kelebek kanatlı...
gözlerine yıldızlar üşüştü
kulak kesildin...........
sevindin / şaşırdın daha çok
gün içinde yeni bir güne uyanmış gibi dingin
arılandın durulandın birdenbire
el ele tutuştun çocukluğunla
içinde bir düğün telaşı / coşkusu, şamatası...
hep böyle olur / fark etmesen de
öyle ki /
elindeki kitap düştü
kesti soluğunu / ocaktaki çaydanlık fokurtusu
sevgiliyi bekler gibi / koştun sevinçle............
kaçamak bir bakış yeterliydi / süzüldün pencereye,
içinde / zapt edilmez çağlayan gümbürtüsü...
okyanusu geçercesine geçmek istedin sokaklardan.........................
saçların ıslanmak telaşında...
önce yüreğin / bedenin ardından,...............
ayakların geçti eşikten...
pencerene yağmur yağıyordu
hayır.!. /
........... yağmur seni dansa çağırıyordu.
sevdakâr çelik
24 Ağustos 2009
23 Ağustos 2009
git geriye
gözleri güneş bir çocuk
bürünmeden gecenin rengine
son olsun karanlıkları yüreğinin
bahçesini özleyen kız
hüzünleri saklar siyah
mavide kelebek kanatlar
açık mavi bir deniz
sarı güneşi fısıldar
şiirdir kırmızı
bazen sakin / bazen coşkun bir ırmak
bahçesini özleyen kız
tenha bir zamandan...
damlar / yıldızlar ebruli gecelerinden
aydınlık sabahlarına / dal yaprağına gülümser
uç verir / duru serinliğinde nazlı bir rüzgâr
taşır gamzesini dağılmış bir çocuk yüzüne
revnakası akseder saçlarının buklesine/ ötesinden / bir mevsimin /
açmaz çiçek
hissetmezse ellerini / güneşin
ah o gecelere sığmayan efsuni şiirler
ah o munis gülüşlere taşınan sevinçler
yazılmış öncesinden saydam bir anın
kaçıp gitmek var / ah / sıfatsız /
mavi anaforun atlas serüvenine
bahçesini özleyen kız
22 Ağustos 2009
YILDIZMIŞIZ...
gecelerden bir geceydi,
yıldızlardan bir yıldıza
bakıyordum,
“ne kadar uzaksın?”
“duydum”
dedi,
“fısıldayan gözlerini,
bana çok yakınsın!”
gecelerden bir geceydi,
gökteydi kaykayıyla bir yıldız
uyandım ki;
yüreğimde apansız!
Aziz Yavuzdoğan
yıldızlardan bir yıldıza
bakıyordum,
“ne kadar uzaksın?”
“duydum”
dedi,
“fısıldayan gözlerini,
bana çok yakınsın!”
gecelerden bir geceydi,
gökteydi kaykayıyla bir yıldız
uyandım ki;
yüreğimde apansız!
Aziz Yavuzdoğan
EN GÜZEL
En güzel deniz : henüz gidilmemiş olandır.
En güzel çocuk : henüz büyümedi.
En güzel günlerimiz : henüz yaşamadıklarımız.
Ve sana söylemek istediğim en güzel söz :
henüz söylememiş olduğum sözdür...
Nazım Hikmet Ran
En güzel çocuk : henüz büyümedi.
En güzel günlerimiz : henüz yaşamadıklarımız.
Ve sana söylemek istediğim en güzel söz :
henüz söylememiş olduğum sözdür...
Nazım Hikmet Ran
21 Ağustos 2009
ŞİİRE TUTUNMAK
Yok başka hiçbir umarın
En granit kayanın en ortasında
Balta girmemiş karanlıklarında kıpırtısız
Ya ölmektir kurtuluşun,
Ya da şiir tutunmak.
O en gergin tele şöyle bir dokun
Son tınıyla tel kopsun
Ayak sesleri duyulsun ölümün
Her yanın, her yönün çıkmaz
Nereye baksan yok
Hiç bile herşey sayılır o bulunduğun yerde
Kurtarırsa kurtarır ancak
Yine şiire tutunmak...
Aziz Nesin
En granit kayanın en ortasında
Balta girmemiş karanlıklarında kıpırtısız
Ya ölmektir kurtuluşun,
Ya da şiir tutunmak.
O en gergin tele şöyle bir dokun
Son tınıyla tel kopsun
Ayak sesleri duyulsun ölümün
Her yanın, her yönün çıkmaz
Nereye baksan yok
Hiç bile herşey sayılır o bulunduğun yerde
Kurtarırsa kurtarır ancak
Yine şiire tutunmak...
Aziz Nesin
LAVİNİA
Sana gitme demeyeceğim.
Üşüyorsun ceketimi al.
Günün en güzel saatleri bunlar.
Yanımda kal.
Sana gitme demeyeceğim.
Gene de sen bilirsin.
Yalanlar istiyorsan, yalanlar söyleyeyim,
İncinirsin..
Sana gitme demeyeceğim,
Ama gitme, Lavinia.
Adını gizleyeceğim
Sen de bilme, Lavinia...
Özdemir Asaf
Anladım
Öyle bir hayat yaşıyorum ki,
Cenneti de gördüm cehennemi de.
Öyle bir aşk yaşadım ki,
tutkuyu da gördüm, pes etmeyi de.
Bazıları seyrederken hayatı en önden,
Kendime bir sahne buldum oynadım.
Öyle bir rol vermişler ki
Okudum, okudum, anlamadım.
Kendi kendimle konuştum bazen evimde.
Hem kızdım hem güldüm halime.
Sonra dedim ki "Söz ver kendine."
Denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin.
Sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin
Uçmayı seviyorsan, düşmeyi de bileceksin
Korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayatı seyredersin
Öyle bir hayat yaşadım ki, son yolculukları erken tanıdım.
Öyle çok değerliymiş ki zaman
Hep acele etmem bundan, anladım...
(Nietzsche'nin sevgilisi Salome'ye gönderdiği mektuptan bir bölüm)
Cenneti de gördüm cehennemi de.
Öyle bir aşk yaşadım ki,
tutkuyu da gördüm, pes etmeyi de.
Bazıları seyrederken hayatı en önden,
Kendime bir sahne buldum oynadım.
Öyle bir rol vermişler ki
Okudum, okudum, anlamadım.
Kendi kendimle konuştum bazen evimde.
Hem kızdım hem güldüm halime.
Sonra dedim ki "Söz ver kendine."
Denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin.
Sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin
Uçmayı seviyorsan, düşmeyi de bileceksin
Korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayatı seyredersin
Öyle bir hayat yaşadım ki, son yolculukları erken tanıdım.
Öyle çok değerliymiş ki zaman
Hep acele etmem bundan, anladım...
(Nietzsche'nin sevgilisi Salome'ye gönderdiği mektuptan bir bölüm)
Günlükten...
"Eğer yaşamak için çok kısa bir zamanım kalsaydı, hemen gerçekten sevdiğim insanları arar ve onları ne kadar sevdiğimi bildiklerinden emin olmak isterdim. Sonra benim için en çok anlam taşıyan plakları çalar, en sevdiğim şarkıları söylerdim.
Mavi gökyüzüne bakar ve o ılık gün ışığını hissederdim. Ay'a ve yıldızlara ne kadar hoş ve güzel olduklarını söylerdim. Sahip olduğum bütün küçük şeylere, giysilerime, kitaplarıma ve eşyalarıma veda ederdim. Sonra Tanrı'ya verdiği bu büyük yaşam hediyesi için teşekkür eder, onun kollarında gözlerimi kapatırdım."
Bir üniversiteli kızın günlüğünden
Mavi gökyüzüne bakar ve o ılık gün ışığını hissederdim. Ay'a ve yıldızlara ne kadar hoş ve güzel olduklarını söylerdim. Sahip olduğum bütün küçük şeylere, giysilerime, kitaplarıma ve eşyalarıma veda ederdim. Sonra Tanrı'ya verdiği bu büyük yaşam hediyesi için teşekkür eder, onun kollarında gözlerimi kapatırdım."
Bir üniversiteli kızın günlüğünden
O SÖZLER Kİ
o sözler ki acıdır
mapusane avlularında
demirli kırbaçlar gibi şaklar
o sözler ki sırasında
çiçek açmış bir nar ağacıdır
dağ ufkuna vuran deniz aydınlığı
sırasında gizemli bıçaklar
o sözler ki
imgelem sonsuzluğunun
ateşten gülüdürler
kelebek çarpıntılarıyla doğarlar ölürler
o sözler ki kalbimizin üstünde
dolu bir tabanca gibi
ölüp ölesiye taşırız
o sözler ki bir kere çıkmıştır ağzımızdan
uğrunda asılırız
Attilla İlhan
Attilla İlhan
15 Ağustos 2009
günü bitirdiğinizde
dostlarınız çekip gitmiyorsa yanıbaşınızdan
bir çocuğu okşayıp sevindiriyorsanız
bir çocuğu okşayıp sevindiriyorsanız
çiçekler sofranıza renk katıyorsa her mevsimde
sana...
dört mevsim çiçek açar dünyamda
sen
beşinci mevsimsin bana
hergün
ışıltılı bir sevinç
duru bir sabah
taze kansın
coşkularıma
bahçesini özleyen kız
14 Ağustos 2009
bir avuç renk ...
çiçekler içinde dünya
her bir yaprağında ayrı bir ahenk
kondu kelebek narin kanatlarıyla
biraz da ürkek
izi kaldı kanadında
renk renk
bahçesini özleyen kız
05 Ağustos 2009
GÜLCELER...
04 Ağustos 2009
OLSUN
sen bir bahar çığlığında gittin / buradan
ışıklar kararmış oldu /... beyhude
mumlar yasa durdu.
olsun...
canın sağolsun.!.
nasıl olsa bir kuş konar omzuma.
sen bir bulut hışırtısıyla gittin / aniden
yağmurlar yağmamış oldu / ... boşuna
sular yasa durdu.
olsun...
canın sağ olsun.!.
nasıl olsa bir damla gözyaşı düşer toprağa.
sözünün bir yerinde
bir ıslık çınladı,
bakışının bir yerinde
bir zülfikâr pırıltısı...
baştanbaşa ve ansızın yandı çukurova /... münasiptir
torslar isyana / umarsızlık yasa durdu.
olsun...
canın sağ olsun.!..
nasıl olsa / bir hasret yangını düşer yüreğine.
Sevdakâr Çelik
ışıklar kararmış oldu /... beyhude
mumlar yasa durdu.
olsun...
canın sağolsun.!.
nasıl olsa bir kuş konar omzuma.
sen bir bulut hışırtısıyla gittin / aniden
yağmurlar yağmamış oldu / ... boşuna
sular yasa durdu.
olsun...
canın sağ olsun.!.
nasıl olsa bir damla gözyaşı düşer toprağa.
sözünün bir yerinde
bir ıslık çınladı,
bakışının bir yerinde
bir zülfikâr pırıltısı...
baştanbaşa ve ansızın yandı çukurova /... münasiptir
torslar isyana / umarsızlık yasa durdu.
olsun...
canın sağ olsun.!..
nasıl olsa / bir hasret yangını düşer yüreğine.
Sevdakâr Çelik
Yaşamı fotoğraflamak
Yılda binden fazla fotoğraf çeken, fotoğraf sanatçısı David Leek'e yakın bir dostu: "Fotoğraf makineni sürekli yanında taşımanı anlıyorum. Önemli bir olayla karşılaşırsan bunları
fotoğraflayıp basına satarak yüksek miktarda paralar kazanmak istiyorsun ," der.
Dostunun bu yorumuna David Leek şu cevabı verir:
"Benim fotoğraf çekmedeki amacım yaşamı daha iyi gözlemleyebilmek içindir. Makinemi hep yanımda taşıyorum ki bu hayata karşı hep uyanık olmamı sağlıyor. Eğer dikkat etmeseydim, tembelleşir ve şeftali ağacımızdaki yeni çiçekleri ya da taraçamda yaşayan bir kertenkelenin renklerini fark edemeyebilirdim."
fotoğraflayıp basına satarak yüksek miktarda paralar kazanmak istiyorsun ," der.
Dostunun bu yorumuna David Leek şu cevabı verir:
"Benim fotoğraf çekmedeki amacım yaşamı daha iyi gözlemleyebilmek içindir. Makinemi hep yanımda taşıyorum ki bu hayata karşı hep uyanık olmamı sağlıyor. Eğer dikkat etmeseydim, tembelleşir ve şeftali ağacımızdaki yeni çiçekleri ya da taraçamda yaşayan bir kertenkelenin renklerini fark edemeyebilirdim."
Acılar ve huzur
Acınız, anlayışınızı kaplayan kabuğun kırılmasıdır.
Nasıl ki, bir meyvenin yüreğinin güneşi görebilmesi için kabuğunun çatlaması gerekir, acı sizin için de öyledir.
Tıpkı tarlalarınızdan geçip giden mevsimler gibi, yüreğinizin mevsimlerini de kabul edebilseydiniz, pişmanlık ve üzüntülerinizin kışında çevrenize huzur içinde bakabilirdiniz.
Halil Cibran
Nasıl ki, bir meyvenin yüreğinin güneşi görebilmesi için kabuğunun çatlaması gerekir, acı sizin için de öyledir.
Tıpkı tarlalarınızdan geçip giden mevsimler gibi, yüreğinizin mevsimlerini de kabul edebilseydiniz, pişmanlık ve üzüntülerinizin kışında çevrenize huzur içinde bakabilirdiniz.
Halil Cibran
02 Ağustos 2009
SEN / ... SEN OL.!.
çık gökyüzüne /seyr ü sefer eyle akl'ile,
es geçme yeryüzünü / çarmıhlardan geç / nesimî ol.
gölgesiz bir yaşam düşle,
çöz sırrını evrenin
diyojen safında dur / her "dem"de hayyam ol.!.
dağlarla cenk etmek bana düşsün /
sen bana "şirin" gözük / çölümde leyla ol.!.
çok koştum,
çok yoruldum
nedense yoksun /
gözlerim senin olsun / sen bana rüya ol.!.
................ *sevdakâr çelik
es geçme yeryüzünü / çarmıhlardan geç / nesimî ol.
gölgesiz bir yaşam düşle,
çöz sırrını evrenin
diyojen safında dur / her "dem"de hayyam ol.!.
dağlarla cenk etmek bana düşsün /
sen bana "şirin" gözük / çölümde leyla ol.!.
çok koştum,
çok yoruldum
nedense yoksun /
gözlerim senin olsun / sen bana rüya ol.!.
................ *sevdakâr çelik
soyut penceremden/
saydam bir el dağıtırdı saçlarımı / yıldızlı yaz gecelerinde...
bahçesini özleyen kız
ışıltılarım
30 Temmuz 2009
gecede ay bölünür / benimse uykularım...
benim böyle sabırsız
sabahları edişim yok mu
savrulur zaman yüreğimin uçurumlarından
bahçesini özleyen kız
bahçesini özleyen kız
29 Temmuz 2009
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





















































































