01 Ocak 2010

ŞARKI



ŞARKI



Ş imal yıldızı gibi gözlerimde bir ışık gecenin mavisinde
A y şimdi en görkemli saatinde arasında sislerin
R otasız gezegenler mi şaşıran yönlerini


K ulağımdaki ezgisi mi büyüyen bir evrenin


I lık dokunuşunu bırakırken tenime yaşamın sevinçleri
 
bahçesini özleyen kız
*****************************************************

MIZIKA


Karlı gecelerde küçük istasyonlarda
Düdük çalan trenlere bayılıyorum
Tül perdeler ardında kadınlar gülüyor
Tutup pencerelere tırmanıyorum


Bir şiir söylüyorum sonra bir şarkı
Sonra oturup ağlıyorum
Sonra bir güzel çiçeklenip
Sokaklarda mızıka çalıyorum


Bu kente her gece yağmur yağıyor
Ve ben her gece yeniden ölüyorum
Bu tren oraya gidecek gizlemeyin
Ne derseniz deyin ben biniyorum.


ATAOL BEHRAMOĞLU

31 Aralık 2009

MÜZİK



Müzik geceyi geceyi
Geliyor, aç pencereyi,
Sersin odana duyu,
Uğultulu halıyı,
O doğup büyüdüğü
İnansal doğayı.

Yürüsün eleyi eleyi
Seviler, buğu-buğu,
Gönlü, anıyı, belleği,
Oğsun duyuyu.
Ne sıcak anlatır seslenmeyi;
Yumuşacık sen demeyi.

Isıtır yorganı, sözü, perdeyi.
Işıtır en karanlık odayı,
Açar kilidi, açıyı, kapıyı,
Kaynatır donmuş suyu,
Doldurur boş tencereyi
Çeker sürgüyü,
Çözer bir-bir her düğmeyi.

Ballandırır peyniri, ekmeği,
Unutturur tabancayı, bıçağı,
Süsler masayı,
Ölümsüz kılar çerçeveyi,
Açar sevilere yatağı
Yeğ kılar saklamaya söylemeyi
Fısıldar sevmeyi, sevilmeyi
Müzik donatır yeri göğü.

ÖZDEMİR ASAF

Umut yaprakları


Öyle bir ilkyaz ol ki korkut yaprakları,
Öyle bir son yaz ol ki tut yaprakları,
Sararıp dökülürken güz rüzgârlarında
Ardında savrulsunlar, unut yaprakları.
Sevinçlerinde onlar vardı, hüzünlerinde onlar
Seninle yeşerdiler, seninle soldular..
Olsunlar senden sonra da umut yaprakları.

Özdemir Asaf

30 Aralık 2009

26 Aralık 2009

şiir...

Gök kuşağının yedi rengini çocuk gülüşlerinde aramaktır.
Sabahımıza umut olan bir dostun büyülü sözleriyle sevgi okyanusunda mavi yolculuğa çıkmaktır.
Şiir,
Kâğıtla kalemin son valsidir.
Duygular senfonisidir.

Ve karışmak,
Gecenin koynundaki masum yalnızlığımızdan çıkıp, gizli güzelliklerin insan kokan kaynağına...
Hayat denen kristal küreyi parçalayıp her gün biraz daha kendimizi yok ederek...
Ve bitmeyen bir umudun, bir sevdanın serüveninde "gece bitmesin" diye düşünürken akşamın hüznüne karışmış bir gecede gözlerimizle noktaladığımız son cümlelerdir...

bahçesini özleyen kız

25 Aralık 2009

her sabah bir güneş gülümser ufuktan ve her akşam bir güneş yeniden doğar, aydınlatır gecelerinizi...
ve o güneş bir kere doğmaya görsün bakışlarınıza...

25 Kasım 2009

maviyle, özlemini çektiğiniz bir "an" a doğru bir yolculuk yapın; içine hayallerinizi koyarak...


21 Kasım 2009

"pusula kuzeyi ancak fırtına geçtikten, deniz durulduktan sonra tam gösterir..."

18 Kasım 2009

düşsel bir yolculuk...





beşinci mevsimden...

sabah olmak üzere...


şaşırtıcı benzerlik...


hayatınızın akışını değiştirebilecek bir güç olabilir ...


bir gün...


bir fincan kahvenin...


muhteşem üçlü...


sabırla ören eller / şefkatiyle giydirir...


12 Kasım 2009

"varlıklarının derinliğinden gelen, sustukları zaman bile kuvvet bulan kesin, gizli bir anlaşma..."

10 Kasım 2009


ATATÜRK'ÜN SEVDİĞİ ŞARKILAR

BÜLBÜLÜM ALTIN KAFESTE

Bülbülüm altın kafeste

Öter aheste aheste

Ötme bülbül yarim haste

Ah neyleyim şu gönlüme

Hasret kaldım sevdiğime

Ben sana dayanamam yarim ben sana aldanamam

Ben sana dayanamam yarim ben sana katlanamam


Bülbülleri har ağlatır

Aşıkları yar ağlatır

Ben feleğe neylemişim

Beni her bahar ağlatır
SENDEKİ KAŞLAR
Sendeki kaşlar bende de olaydı vay

Kaşları senden rastığı benden

Ela gözlü küçük hanım da

Ayrılamam ben senden


Sendeki gözler bende de olaydı vay

Gözleri senden sürmesi benden

Ela gözlü küçük hanım da

Ayrılamam ben senden


Sendeki saçlar bende de olaydı vay

Saçları senden tarağı benden

Ela gözlü küçük hanım da

Ayrılamam ben senden
FİNCANI TAŞTAN OYARLAR
Fincanı taştan oyarlar balam oyarlar

İçine bade koyarlar

Sen bize gelme duyarlar balam duyarlar

Sen kimin canısın canı

Sen yine doldur fincanı


Fincanı rafa dizerler balam dizerler

İçine bade süzerler

Sen bize gelme sezerler balam sezerler

Sen kimin canısın canı

Sen yine doldur fincanı


Fincanın dibi düz olur balam düz olur

Sen bize geleme söz olur
Bir kadeh bade az olur balam az olur

Sen kimin canısın canı

Sen yine doldur fincanı
MAYADAĞDAN KALKAN KAZLAR

Maya dağdan kalkan kazlar

Al topuklu beyaz kızlar

Yarimin yüreği sızlar  
Eğlenemem aldanamam

Ben bu yerlerde duramam

Vardar ovası Vardar ovası

Kazanamadım sıla parası


Mayadağ’ın yıldızıyım

Ben annemin bir kızıyım

Efendimin sağ gözüyüm

Eğlenemem aldanamam

Ben bu yerlerde duramam

Vardar ovası Vardar ovası

Kazanamadım sıla parası

GÖRMEK

Einstein, izafiyet teorisinden bahsederken, yeni buluşları daima şüphe ile karşılayan bir dinleyici:

"Anlayışım ve mantığım, görmediğim şeyleri asla kabul etmez" demiş.

Einstein gayet sakin bir şekilde şu cevabı vermiş:

"Sözlerinize bir diyeceğim yok efendim. Ama siz de, anlayışınızla mantığınızı şu masanın üzerine koyun da, onlara sahip olup olmadığınızı anlayalım."

09 Kasım 2009

bir şarkı...


Bir kızıl goncaya benzer dudağın
Açılan tek gülüsün sen bu bağın
Kurulur kalplere sevgi otağın
Kimbilir hangi gönüldür durağın

Her gören bağrıma bassam seni der
Kimi ateş ile yaktın beni der
Kimi billur yanağından söz eder
Kimbilir hangi gönüldür durağın



***pembe hayaller*******************************************
*************************************************************************
**********************************************************************************

SERENAD

Sen benim derimden çok daha benimsin. Seni ararken
İçimde, damarlarımda, kanımda, ışıkla örülmüş
Gizemli dokularımda sendin bulduğum. Sanki kandın sen
Taştın, azıktın.
Bense dışında kaldım aklın, çılgınlığın, giysilerin,
Eski bir karanlık ve ormanlar soyundan geliyorum,
Ama tıpkı bir kuyudaymış gibi iki büklüm girip
Kör bir adam gibi el yordamıyla
Yolumu bulmaya çalışırken topraklarımda,
Adımlarıma yön verecek parmaklıklar yoksa da
Vardır senin gülünün büyümesi evimde
İçimde büyümeyi sürdürüyorsun,
Köklerin çok derinde
Yapraklarında parmak uçlarımı yakmadan
Gözlerine dokunmam olanaksız
Susuzluğumda bedeninin yangınları tutuşur
Kurar yüzünün yaprakları yokluğunu
"Kim var orada, kim var orada?" diye sorarım
sanki gecenin
Geç saatlerinde
Birisi kapımı çalmış gibi
Bir de bakarım ki boşluğun ortasında rüzgârdan başka bir şey yoktur
Sulardan, ağaçlardan, gündüzleyin yaktığımız
Ateşlerden sönmeye yüz tutmuş
Sanki hiçbirşey yokmuş da
Var olan her şey oradaymış gibi
Adsız, yaşam gibi belirsiz
Filizlenen bitkiler ve çamur gibi bulanık,
Gözlerimi kapar kapamaz uyanırsın canevimde
Ben toprağa uzanınca doğarsın uçuşan tozlar gibi,
Yatağını aşındıran nehir
Birbirine dolanmış çıplak ağaç köklerini koruyarak büyürse
Sen de onlar gibi büyürsün bende

Pablo Neruda

01 Kasım 2009

Bir çiçek istiyorum, ben bakmadan solacak;
Bir kanat istiyorum, beni yerden alacak;
Bir güneş istiyorum, gece bende kalacak...

Behçet Kemal Çağlar

31 Ekim 2009

konuşan fotoğraflar...


HAİKULAR

Hiçbirşey olmamış gibi
durur gök
o ince çizgi gidince.
***
Aysız akşamlara doğru
günboyu, öyle susarsınız.
***
Deniz de durdu:
dalgalar artık bilmiyor
nereden, o.
***
Kapanan güneşin altında
dipleri kara bulutlar;
Güz.
***
Yeni bir sayfa
ancak bir eskisi dolunca
açılır.
***
Deniz pırıltı dolu
ama içim sessiz, ıssız -
yoksun...
ORUÇ ARUOBA
SENİ SEVMEK
Seni sevmek var ya;
öyle güzel ki!
Müjdat Gezen


BENİM SEVGİM

Benim sevgim
benim seni sevişim
bu odaya sığar mı sanıyorsum?
Öyle sanıyorsan eğer
aldanıyorsun.
Çık o odadan
şehirden de çık
ülkeden,
dünyadan,
çık, çık.
Yüksel göklere
ve oradan bak sevgime.
Ta kirpiklerimde göreceksin
seni nasıl sevdiğimi
ve sırf bu nedenle
göklere
yanına geldiğimi.


Müjdat Gezen

26 Ekim 2009


sevda yüklü kervanlar...

çok özel anlar vardır...hiç unutamayacağınız...

25 Ekim 2009

Merhaba yeni gelen gün
Gökyüzünde beliren aydınlık
Denize çivit mavisi
Merhaba yaşama gücüm.

Sabahattin Kudret Aksal

uykuya dalmak değil, hayallere dalmak...


Çıtır çıtır ses çıkartarak yanan bir sobanın üzerindeki sıcacık bir çayın verdiği mutluluktan  söz etmek ne
kadar güzel!
 Hele ki bu muhabbeti çok sevdiğiniz bir dostunuzla, arkadaşınızla yapıyorsanız...
bahçesini özleyen kız


20 Ekim 2009

Mutluluğu: "Her yeni günün ışıltısını ve umut dolu yarınlarını düşleyerek, sevdiklerimizin sevgisini tanıyarak, tüm insanların sevgi ve dostluğunu hissederek attığımız her adımın, başarımıza bir armağan olarak beynimize ve yüreğimize geri dönüşümü" diye tanımlıyorum.
Yaşamı besleyen sevgimiz olduğu sürece, yağmurdan sonraki bereketli toprak kokusunu farklı bakışlarda ama yürekli, her seferinde hissedeceğimiz kesin...
 bahçesini özleyen kız

14 Ekim 2009

ADIM SONBAHAR

nasıl iş bu
her yanına çiçek yağmış
erik ağacının
ışık içinde yüzüyor
neresinden baksan
gözlerin kamaşır

oysa ben akşam olmuşum
yapraklarım dökülüyor
usul usul
adım sonbahar

attila ilhan

11 Ekim 2009


adımla nasıl berabersem



hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların
bir dakika bile çıkmıyorsun aklımdan
koşar gibi yürüyüşün
karanlıkta bir ışık gibi aydınlık gülüşün


hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların
uzak uzak yıldızlarla çevrilmiş kainatın
karanlık boşluklarında akıp giderken zaman


adımla nasıl berabersem öylece beraberiz
seninle her saat seninle her dakika seninle her saniye
gönlümüz mutluluğa inanmış olmanın gururuyla rahat
koltuğumuzun altında birer dinamit gibi kellemiz
ve sonra her zaman her ölümlüye
aynı şartlar altında kısmet olmıyan
gerçekleri görmenin aydınlığı alınlarımızda


hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların
sen bana kalbim kadar elim kadar yakınsın


ATTİLA İLHAN

10 Ekim 2009

Başarılı Gençler

Beethoven, ilk eserini 13 yaşında iken besteledi.

Klasik Batı müziğinin önde gelen isimlerinden Wolfgang Amadeus Mozart, konser vermeye başladığında sadece 6 yaşındaydı. "Saraydan Kız Kaçırma" adlı ünlü bestesini ise 25 yaşında tamamladı.

Makedonya Kralı Büyük İskender, Gordion Savaşı'nı kazandığında 17 yaşındaydı.

Isaac Newton, yerçekimi kanununu keşfettiği zaman 24 yaşındaydı.

Sultan İkinci Mehmet, kendisine Fatih unvanını kazandıran, yeni bir çağın başlamasına neden olan İstanbul'un keşfini gerçekleştirdiğinde 21 yaşında bulunuyordu.

09 Ekim 2009

konuşan fotoğraflar...




06 Ekim 2009


turkiyetanitim.net

İSTANBUL'U DİNLİYORUM


İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı
Önce hafiften bir rüzgar esiyor;
Yavaş yavaş sallanıyor
Yapraklar ağaçlarda;
Uzaklarda, çok uzaklarda,
Sucuların hiç durmayan çıngırakları
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.
***
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Kuşlar geçiyor, derken;
Yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık.
Ağlar çekiliyor dalyanlarda;
Bir kadının suya değiyor ayakları;
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.
***
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Serin serin Kapalıçarşı
Cıvıl cıvıl Mahmutpaşa
Güvercin dolu avlular
Çekiç sesleri geliyor doklardan
Güzelim bahar rüzgarında ter kokuları;
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.
***
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Başımda eski alemlerin sarhoşluğu
Loş kayıkhaneleriyle bir yalı;
Dinmiş lodosların uğultusu içinde
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.
***
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Bir yosma geçiyor kaldırımdan;
Küfürler, şarkılar, türküler, laf atmalar.
Bir şey düşüyor elinden yere;
Bir gül olmalı;
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.
***
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Bir kuş çırpınıyor eteklerinde;
Alnın sıcak mı, değil mi, biliyorum;
Dudakların ıslak mı, değil mi, biliyorum;
Beyaz bir ay doğuyor fıstıkların arkasından
Kalbinin vuruşundan anlıyorum;
İstanbul'u dinliyorum.
Orhan Veli Kanık

30 Eylül 2009

Salvador Dali

" Zaman Akıp Gidiyor "

29 Eylül 2009

Bu öykü HERKES, HERHANGİ BİRİ ve HİÇ KİMSE adlarında dört kişi ile ilgilidir.
Yapılması gereken önemli bir iş vardı ve herkes bu işi BİRİSİ'nin yapacağından emindi.
BİRİSİ bu duruma çok sinirlendi.
HERKES işi HERHANGİ BİRİ'nin yapabileceğini düşünüyordu.
Fakat HERKES'in o işi yapamayacağını HİÇ KİMSE anlamamıştı.
Sonuçta HERHANGİ BİRİ'nin yapabileceği bu işi HİÇ KİMSE yapmadığından HERKES, BİRİSİNİ suçladı.

Yiba Glass

28 Eylül 2009


prensesim büyüdü ve gitti...

bir parçam değildi
gözyaşlarım değildi
yüreğim değildi
bedenimdi / ayrılırken
sende kalan...

alışırım belki zamanla yokluğuna
nelere alışmıyor ki insan...
bahçesini özleyen kız

18 Eylül 2009

Piyanisti vurmayın lütfen

Amerika'nın Colorado eyaletinde 19.yüzyılda madencilerin gittiği bir dans salonunda şu tabela asılıymış:
"Piyanisti vurmayın lütfen, o elinden geleni yapıyor."

Ahmet Hamdi Tanpınar'dan...

Ne içindeyim zamanın
Ne de büsbütün dışında
Yekpâre, geniş bir anın
Parçalanmaz akışında

konuşan fotoğraflar...




bedenim toprağa girmeden önce
ruhum sükunet ister açık denizde
bağışla rabbim duygularımı
varlığım güçsüz senin elinde

bahçesini özleyen kız

Şeb-i yeldâyı müneccimle muvakkıt ne bilir

Mübtelâ-yı gama sor kim geceler kaç saat

Sâbit

17 Eylül 2009

Kadem kadem gece teşrîfi Nâilî o mehin

Cihân cihân elem-i intizâra değmez mi

Nâilî

taşucu / kum mahallesi / kareler...






16 Eylül 2009


02 Eylül 2009

konuşan fotoğraflar...


*****************************************


****************************************************


***********************************
***************************************************************************************************************************************************


****************************************************************************************
*************************************

****************************

*******************

30 Ağustos 2009


DÜŞÜNCELER

*Durmaksızın yürüyorum bu kıyılarda,
kumla köpüğün arasında.
Yükselen deniz ayak izlerimi silecek,
rüzgar köpüğü önüne katacak,
ama denizle kıyı daima kalacak.

*Anımsamak bir tür buluşmadır.
Unutmak ise bir tür özgürlük.
*Arkadaşlık her zaman için
tatlı bir sorumluluktur,
asla bir fırsat değil.
*Dünya kuruldu kurulalı bilinir: Aşk, derinliğinin farkına, ancak ayrılık saati gelip çattığında varır.
*Zihnimiz bir süngerdir,
yüreğimizse bir nehir.
Çoğumuzun akmak yerine,
sünger gibi emmeyi seçmesi ne garip!
*Yalnızca sevgi ve ölüm
her şeyi değiştirebilir.'

*Sahip olduklarınızdan verdiğinizde çok az şey vermiş olursunuz. Gerçek veriş kendinizden vermektir.
*Şiir bir düşüncenin ifadesi değildir.
O, kanayan bir yaradan
veya gülümseyen bir ağızdan
yükselen bir şarkıdır..


Halil Cibran

29 Ağustos 2009


-Dünyayı değiştirmek isteriz hepimiz. Savaşların sona erdiği, yoksulluğun, işsizliğin, açlığın, kötülüğün, haksızlığın olmadığı bir dünya düşleriz.-
Olası birçok değişimlerin önünü açabilecek NANOTEKNOLOJİ ile tanışmışken insanlık,
Merak ediyorum,
Küresel anlamda yepyeni bir sisteme gereksinim duyulduğu baz alınıp, diğer teknolojilerle birleştirilerek insanların yaşam satndartlarını yükseltmek adına ciddi anlamda yapılacak/n çalışmalar dünya'yı düşlediğimiz düzeye getirebilir mi?
Yaratıcılık ve üretim ile topluma sağlanan katkı, beyin gücü ile birleştiğinde dünya'yı kurtarabilecek mi?
Şansımız ne kadar?
Salt bilim adamlarının ya da kendisini insanlığa adamış kişilerin göreviymiş gibi düşünmekten vazgeçip üretmeye başladığımızda sanırım.
Toplumsal ölebilmeyi öğrendiğimizde...
bahçesini özleyen kız

*...ve sonunda yenik düştü bulutlar yağmura

*...ve yavaş yavaş uyanırken şehir

ama hâlâ uyuyorken insanlar

*...ve yarın

yarın güneş doğacak mı acaba

bahçesini özleyen kız

28 Ağustos 2009











kar beyazını seçiyorum / senin için


binlerce kuş iner göklerden / sarsıla sarsıla / seyredersiniz
***yaşamak bir keyiftir
***



yağmurda vals


birdenbire bir ses düştü odana,.........

çisil çisil / kelebek kanatlı...

gözlerine yıldızlar üşüştü

kulak kesildin...........

sevindin / şaşırdın daha çok

gün içinde yeni bir güne uyanmış gibi dingin

arılandın durulandın birdenbire


el ele tutuştun çocukluğunla

içinde bir düğün telaşı / coşkusu, şamatası...


hep böyle olur / fark etmesen de

öyle ki /

elindeki kitap düştü

kesti soluğunu / ocaktaki çaydanlık fokurtusu


sevgiliyi bekler gibi / koştun sevinçle............

kaçamak bir bakış yeterliydi / süzüldün pencereye,

içinde / zapt edilmez çağlayan gümbürtüsü...


okyanusu geçercesine geçmek istedin sokaklardan.........................

saçların ıslanmak telaşında...


önce yüreğin / bedenin ardından,...............

ayakların geçti eşikten...


pencerene yağmur yağıyordu

hayır.!. /

........... yağmur seni dansa çağırıyordu.

sevdakâr çelik

Üşüyorum

Hasret ağır bastı üstüme

Oynuyor yerinden köşe taşlarım

Öyle bir gariplik sardı ki yüreğimi

Dokunsalar boşanacak gözyaşlarım


Abbas Sayar

konuşan fotoğraflar...











24 Ağustos 2009

konuşan fotoğraflar...









unutsam... / kapayınca gözlerimi / acı veren ne varsa



damlalar siler mi izlerini


düşlerine beni de al çocuk/ yelken açalım / bilinmeyen bir ummana...

23 Ağustos 2009

zaman
git geriye

gözleri güneş bir çocuk

bürünmeden gecenin rengine

son olsun karanlıkları yüreğinin

bahçesini özleyen kız



hüzünleri saklar siyah

mavide kelebek kanatlar

açık mavi bir deniz

sarı güneşi fısıldar

şiirdir kırmızı

bazen sakin / bazen coşkun bir ırmak

bahçesini özleyen kız

tenha bir zamandan...

damlar / yıldızlar ebruli gecelerinden
aydınlık sabahlarına / dal yaprağına gülümser
uç verir / duru serinliğinde nazlı bir rüzgâr
taşır gamzesini dağılmış bir çocuk yüzüne
revnakası akseder saçlarının buklesine/ ötesinden / bir mevsimin /
açmaz çiçek
hissetmezse ellerini / güneşin
ah o gecelere sığmayan efsuni şiirler
ah o munis gülüşlere taşınan sevinçler
yazılmış öncesinden saydam bir anın
kaçıp gitmek var / ah / sıfatsız /
mavi anaforun atlas serüvenine
bahçesini özleyen kız

22 Ağustos 2009

YILDIZMIŞIZ...

gecelerden bir geceydi,
yıldızlardan bir yıldıza
bakıyordum,
“ne kadar uzaksın?”

“duydum”
dedi,
“fısıldayan gözlerini,
bana çok yakınsın!”

gecelerden bir geceydi,
gökteydi kaykayıyla bir yıldız
uyandım ki;
yüreğimde apansız!
Aziz Yavuzdoğan

EN GÜZEL

En güzel deniz : henüz gidilmemiş olandır.
En güzel çocuk : henüz büyümedi.
En güzel günlerimiz : henüz yaşamadıklarımız.
Ve sana söylemek istediğim en güzel söz :
henüz söylememiş olduğum sözdür...
Nazım Hikmet Ran

21 Ağustos 2009


ŞİİRE TUTUNMAK

Yok başka hiçbir umarın
En granit kayanın en ortasında
Balta girmemiş karanlıklarında kıpırtısız
Ya ölmektir kurtuluşun,
Ya da şiir tutunmak.

O en gergin tele şöyle bir dokun
Son tınıyla tel kopsun
Ayak sesleri duyulsun ölümün
Her yanın, her yönün çıkmaz
Nereye baksan yok
Hiç bile herşey sayılır o bulunduğun yerde
Kurtarırsa kurtarır ancak
Yine şiire tutunmak...
Aziz Nesin

LAVİNİA


Sana gitme demeyeceğim.

Üşüyorsun ceketimi al.
Günün en güzel saatleri bunlar.
Yanımda kal.

Sana gitme demeyeceğim.
Gene de sen bilirsin.
Yalanlar istiyorsan, yalanlar söyleyeyim,
İncinirsin..

Sana gitme demeyeceğim,
Ama gitme, Lavinia.
Adını gizleyeceğim
Sen de bilme, Lavinia...
Özdemir Asaf

Anladım

Öyle bir hayat yaşıyorum ki,
Cenneti de gördüm cehennemi de.
Öyle bir aşk yaşadım ki,
tutkuyu da gördüm, pes etmeyi de.
Bazıları seyrederken hayatı en önden,
Kendime bir sahne buldum oynadım.
Öyle bir rol vermişler ki
Okudum, okudum, anlamadım.
Kendi kendimle konuştum bazen evimde.
Hem kızdım hem güldüm halime.
Sonra dedim ki "Söz ver kendine."
Denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin.
Sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin
Uçmayı seviyorsan, düşmeyi de bileceksin
Korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayatı seyredersin
Öyle bir hayat yaşadım ki, son yolculukları erken tanıdım.
Öyle çok değerliymiş ki zaman
Hep acele etmem bundan, anladım...
(Nietzsche'nin sevgilisi Salome'ye gönderdiği mektuptan bir bölüm)

Günlükten...

"Eğer yaşamak için çok kısa bir zamanım kalsaydı, hemen gerçekten sevdiğim insanları arar ve onları ne kadar sevdiğimi bildiklerinden emin olmak isterdim. Sonra benim için en çok anlam taşıyan plakları çalar, en sevdiğim şarkıları söylerdim.
Mavi gökyüzüne bakar ve o ılık gün ışığını hissederdim. Ay'a ve yıldızlara ne kadar hoş ve güzel olduklarını söylerdim. Sahip olduğum bütün küçük şeylere, giysilerime, kitaplarıma ve eşyalarıma veda ederdim. Sonra Tanrı'ya verdiği bu büyük yaşam hediyesi için teşekkür eder, onun kollarında gözlerimi kapatırdım."

Bir üniversiteli kızın günlüğünden

O SÖZLER Kİ

o sözler ki acıdır
mapusane avlularında
demirli kırbaçlar gibi şaklar
o sözler ki sırasında
çiçek açmış bir nar ağacıdır
dağ ufkuna vuran deniz aydınlığı
sırasında gizemli bıçaklar
o sözler ki
imgelem sonsuzluğunun
ateşten gülüdürler
kelebek çarpıntılarıyla doğarlar ölürler
o sözler ki kalbimizin üstünde
dolu bir tabanca gibi
ölüp ölesiye taşırız
o sözler ki bir kere çıkmıştır ağzımızdan
uğrunda asılırız
Attilla İlhan

15 Ağustos 2009

beyaz glayör / dostluk...

günü bitirdiğinizde

uzanıp uyuyabiliyorsanız durgun sakin
dostlarınız çekip gitmiyorsa yanıbaşınızdan
bir çocuğu okşayıp sevindiriyorsanız
çiçekler sofranıza renk katıyorsa her mevsimde



bir müzik sesi sizi alıp götürüyorsa uzaklara

şiir dizeleriyle duygulanıp hüzünleniyorsanız



ve mutlu edebiliyorsanız etrafınızdakileri

sevmeye izin verdiğiniz içindir kendinize
bahçesini özleyen kız

sana...

dört mevsim çiçek açar dünyamda

sen

beşinci mevsimsin bana

hergün

ışıltılı bir sevinç

duru bir sabah

taze kansın

coşkularıma

bahçesini özleyen kız

14 Ağustos 2009

bir avuç renk ...

çiçekler içinde dünya
her bir yaprağında ayrı bir ahenk
kondu kelebek narin kanatlarıyla
biraz da ürkek
izi kaldı kanadında
renk renk
bahçesini özleyen kız

yaşamın kokusu ...

su
hava
toprak
güneş

05 Ağustos 2009

GÜLCELER...


Sen büyüdüğün vakit çocuğum,
Yine çiçekler açacak dallarda.
Dallarda açan çiçekler gibi,
Yine çocuklar uyuyacak masallarda.
Fazıl Hüsnü Dağlarca

PİCASSO

RÖPRODÜKSİYON ÇALIŞMA-KÜBRA ÜSTÜN

04 Ağustos 2009

OLSUN

sen bir bahar çığlığında gittin / buradan
ışıklar kararmış oldu /... beyhude
mumlar yasa durdu.

olsun...
canın sağolsun.!.
nasıl olsa bir kuş konar omzuma.

sen bir bulut hışırtısıyla gittin / aniden
yağmurlar yağmamış oldu / ... boşuna
sular yasa durdu.

olsun...
canın sağ olsun.!.
nasıl olsa bir damla gözyaşı düşer toprağa.

sözünün bir yerinde
bir ıslık çınladı,
bakışının bir yerinde
bir zülfikâr pırıltısı...
baştanbaşa ve ansızın yandı çukurova /... münasiptir
torslar isyana / umarsızlık yasa durdu.

olsun...
canın sağ olsun.!..
nasıl olsa / bir hasret yangını düşer yüreğine.
Sevdakâr Çelik

Yaşamı fotoğraflamak

Yılda binden fazla fotoğraf çeken, fotoğraf sanatçısı David Leek'e yakın bir dostu: "Fotoğraf makineni sürekli yanında taşımanı anlıyorum. Önemli bir olayla karşılaşırsan bunları
fotoğraflayıp basına satarak yüksek miktarda paralar kazanmak istiyorsun ," der.

Dostunun bu yorumuna David Leek şu cevabı verir:

"Benim fotoğraf çekmedeki amacım yaşamı daha iyi gözlemleyebilmek içindir. Makinemi hep yanımda taşıyorum ki bu hayata karşı hep uyanık olmamı sağlıyor. Eğer dikkat etmeseydim, tembelleşir ve şeftali ağacımızdaki yeni çiçekleri ya da taraçamda yaşayan bir kertenkelenin renklerini fark edemeyebilirdim."

Acılar ve huzur

Acınız, anlayışınızı kaplayan kabuğun kırılmasıdır.
Nasıl ki, bir meyvenin yüreğinin güneşi görebilmesi için kabuğunun çatlaması gerekir, acı sizin için de öyledir.
Tıpkı tarlalarınızdan geçip giden mevsimler gibi, yüreğinizin mevsimlerini de kabul edebilseydiniz, pişmanlık ve üzüntülerinizin kışında çevrenize huzur içinde bakabilirdiniz.

Halil Cibran

02 Ağustos 2009

SEN / ... SEN OL.!.

çık gökyüzüne /seyr ü sefer eyle akl'ile,
es geçme yeryüzünü / çarmıhlardan geç / nesimî ol.
gölgesiz bir yaşam düşle,
çöz sırrını evrenin
diyojen safında dur / her "dem"de hayyam ol.!.
dağlarla cenk etmek bana düşsün /
sen bana "şirin" gözük / çölümde leyla ol.!.
çok koştum,
çok yoruldum
nedense yoksun /
gözlerim senin olsun / sen bana rüya ol.!.
................ *sevdakâr çelik

soyut penceremden/

saydam bir el dağıtırdı saçlarımı / yıldızlı yaz gecelerinde...
bahçesini özleyen kız

ışıltılarım




yıldızlar gibi parlak





hergün tebessüm eder gökyüzünden
ışıltılı bir çift göz


çiçekler gibi rengârenk

bir şarkı gibi melodik
güneş gibi sıcacık


çağdaş bir türkü çekiyor beni
mistik bir edayla

bahçesini özleyen kız

30 Temmuz 2009

dört mevsim

çiçek açar gönlümde

gecede ay bölünür / benimse uykularım...

benim böyle sabırsız
sabahları edişim yok mu
savrulur zaman yüreğimin uçurumlarından
bahçesini özleyen kız

29 Temmuz 2009

NE KADARI?

Hiç sordun mu
Bir gün olsun kendine
Ne kadarı sensin
Bu insanın
Cihan Demirci